Araç Festivalinin eğlence olmaktan öte, benim için birkaç anlamı var. Bunlardan en önemlisi uzun zamandır göremediğim arkadaşları, dostları, büyükleri ve küçükleri görme şansını yakalamak, ruhumu besleyen Araç’ın doğasıyla tekrar bütünleşebilmek ve festivale katılarak emek verenleri yalnız bırakmamaktır. Bu gezilerin sonunda beni en çok mutlu eden çalışmaysa, eksiğiyle fazlasıyla bunları büyük bir zevkle yazabilmektir.

Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Araç Hacıbekir Şekerciler Pastacılar ve Yayla Kültürü Festivaline katılmak için; Kocaeli Değirmendere’den hareketle Kastamonu ili Araç ilçesine yani memleketime gittim. Üç gün kaldığım Araç ve daha sonra dört dün kaldığım Karabük ve Safranbolu’dan unutulmaz anılarla döndüm. Peşpeşe yazmayı düşündüğüm gezi yazılarıma nereden ve nasıl başlayacağımı inanın kestiremiyorum. Sonunda herkesin affına sığınarak yazmayı unuttuğum veya izleyemediğim bölümlerin sizler tarafından tamamlanması dileğiyle Araç’a varışımdan itibaren bölümler halinde yazmaya başladım.

Bindiğim yolcu otobüsü ilçeye yaklaştıkça kalbimde ve bedenimin her zerresinde gezinen çocuk heyecanım aklımı karıştırıyor. Kim bilir kaçıncı kez geliyorum kaçıncı kez döneceğim? Her seferinde birbirine geçmiş  karmaşık, duygusal, yoğun, sevimli duygular  sakinleşmeyi bekliyor. Hava karardığında; heyecanımın doruğunda otogara indim. Sonra bindiğim otobüsümün görevlisi sonradan ünlü olacak valizimi (?) elime  tutuşturdu. Valizimi firmanın görevlisi Murat’a teslim ederek belediye parkında beni bekleyen dostların yanına doğru yürümeye başladım. Küçük ilçemin sokakları şenlik havasına girmiş görünüyordu. Taklar ve balonların rengarenk renkleri gökyüzünü ve kaldırımları süslüyordu.

Araç’ta bulunduğum süre içinde, çocukluk arkadaşım ve sevgili dostum Yenimahalle Muhtarı İlhami Tuncer’in konuğu olacaktım. Belediye parkında; İstanbul’dan gelen festival konuklarıyla Belediye Başkanı Mustafa Ayanoğlu, festival komitesi üyelerini, sanatçıları, tiyatrocuları ve diğer görevlileri hummalı bir çalışma içinde gördüm. Elbette kolay değildi festival düzenlemek. Her etkinlik ayrıntı gerektiriyor. Kısa bir görüşmenin ardından program hakkında bilgi aldım ve havuz suyunun sesinde çayımı yudumladım. Fırsat bu fırsattı fotoğraf çekimlerimi sürdürdüm.

Görevlilerin hazırlık çalışmaları geç saate kadar devam etti. Saatler gece yarısını geçtiğindeyse  valizimi otogardan aldırarak, İlhami’nin evinin yolunu tuttuk. İlhami koşuşturma bense yol yorgunuyum. Evdeyiz ve valizim önümde. İçinde balığa giderim diye koyduğum ağım ve eşofmanlarım olduğunu İlhami’ye söylerken bir yandan da valizi açıyordum ki; olanlar oldu işte! Valiz valizdi ve valizimin aynısıydı. İçindeki eşyalardan anlaşılıyor ki bu valiz benim valiz değildi! İşte tam burada İlhami’nin göbeği patlarcasına attığı kahkaha tüm mahalleyi uyandırmış olabilir. Aynen yazdığım gibidir Hah…Ha…ha…ha…ha. Bu kahkahayı Bağlarçayı’ndan Meydanbaşı’na  kadar uzatmak  mümkündü. Nasıl gülmesin ki; valizi açtığımda ortalığa bir sürü sütyen saçılmıştı. İşin doğrusu benim zavallı valizim içinde ağımla birlikte yaban ellerde, karşımda da isimsiz bir bayana ait valiz duruyordu. “Hoş geldiniz rengarenk sütyenler güle güle balık ağım”dı vesselam vaziyet. Olacak iş miydi şu başıma gelenler?

Hava kararıp otobüsten indiğimde bagaj fişimi verdim, bu valizi verdiler. Hiç farkına varamadım varmamda mümkün değil. Netice, İlhami’nin akustik kahkahaları arasında, otobüs firmasının ilgili birimlerini arayarak elimin yediemininde sütyen dolu bir valiz ile içinde zavallı ağımın olduğu kayıp bir valiz uyarısı yaptık. Sonra bu hengame içinde uykuya daldık. Burada özel bir not İlhami benden önce uyudu ya adam uykusunda bile kahkaha atıyordu. Sabah olduğundaysa Kastamonu’dan valizimin sesi duyulacak, Araç’taki firmada bir değiş tokuştan ve içinde balık ağı olan meşhur valizim bir Karabük bir Kastamonu seferi yaptıktan sonra elime geçecek, bendeki valizse Kastamonu’daki isimsiz sahibine anında ulaşacaktı (!)

Anılarıma işte böyle başladım. Sabahın erken saatlerinde havuz gibi valiz problemi çözüldükten ve kahvaltımı Söylemez’de yaptıktan sonra festival açılışına katılmak üzere belediye parkına doğru yürümeye başladım.

H.İhsan Sönmez/ 03 Temmuz 2009 Araç

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile